maralfuchs@gmail.com
Söz uçar yazı kalır. Yaşananlar zamanla unutulmaya mahkûm, bellek kaygan bir zemin ve insan ömrü sınırlı olduğundan yazılanlar geçmişe ışık tutabilecek yegâne araç elimizde.
Çocukluk, insan hayatının en hassas evrelerinden biri, kişiliğin yerleştiği, geleceğe yönelik hayallerin, eğilimlerin şekil bulduğu bir zaman dilimidir.
Hayallerinizi asla küçümsemeyin. Onlar, gerçekleştirmeniz için size ilham veren rehberlerdir.
Eğitim ve toplum ilişkisi, insan yaşamının en önemli ilişki ağlarından biridir. Eğitim toplumu, toplum da eğitimi biçimlendirir.
“Toplumun Aynası” olarak tanımlayabileceğimiz tiyatro, insanın kendisini insana aktardığı en eski ve en güçlü yollarından biri. Çocukluğumdan beri büyüler beni tiyatro.
IKSV 18. İstanbul Bienali’nin paralel etkinliği olarak, Kültürel Mirası Koruma Derneği ve Yesayan Derneği’nin işbirliğiyle 22 Kasım tarihinde bir etkinlik düzenlendi.
Bir ses bir anda bizi içine alır, çocukluğumuzun unutulmuş bir anına götürür bazen. Uzak bir diyarda kulağımıza çalınan bir melodi, memleketimizi anımsatır.
Kurtuluş semtinin eski dönemlerini yaşayan bizler, bir semt ile bütünleşmenin nasıl bir his olduğunu biliriz.
Kurtuluş semtinin eski dönemlerini yaşayan bizler, bir semt ile bütünleşmenin nasıl bir his olduğunu biliriz. O semtte yaşamaktan vazgeçemeyenler ise tüm dönüşümüne yakından tanıklık edebilenlerdir.
Zahrad’ı Türkçeye kazandıran usta çevirmen Ohannes Şaşkal’ın, karikatürist “Ohan” ile aynı kişi olduğunu öğrenmem, sürpriz yumurtayı açıp içinden en sevdiği oyuncağı bulan çocuk gibi mutlu etmişti beni.
Gazeteci Serdar Korucu’nun istos yayın’dan çıkan yeni kitabı, 6-7 Eylül 1955’te yaşanan şiddet olaylarının 70. yıl dönümünde, İstanbul’da neler yaşandığını tanıkların ağzından aktarıyor.
Haliç’e hâkim konumuyla, 19. yüzyıl mimarisinin en görkemli yapılarından, Kırmızı Okul adıyla da bilinen Fener Rum Lisesi, tüm ihtişamıyla yıllara meydan okuyor.
İran Ermenileri kitabı şans eseri elime geçtiğinde, kitabın zengin içeriği beni yazarı Töre Sivrioğlu’nu araştırmaya itti. Her kitap dünyaya açılan bir kapıdır.
Hayalle başlayan ama gerçeğe dönüşen düşleriniz oldu mu hiç? Roni Kolukısayan bunu başardı.
İstanbul Modern şu günlerde, Türk fotoğrafçılığının uluslararası alanda tanınmasını sağlayan öncü isimlerden birini ağırlıyor.
Beyoğlu İstiklâl Caddesi’ni adımlarken çocukluğumda rastladığım pek çok tiyatro, sinema, lokanta ya da mağazanın artık yerinde olmadığını fark etmek içler acısı.
Make-A-Wish Türkiye -Bir Dilek Tut Derneği’ni, sevgili arkadaşım Özlem Altay Özen’in Genel Müdürlüğüne atanması ile birlikte yakından tanıma şansım oldu.
İstanbul Kitaplığı çalışmaları 1986 yılından itibaren başladı ve Çelik Gülersoy’un 40 yılda topladığı koleksiyonun ilk kataloğu 1988 yılında hazırlandı.
“Kuzguncuk Kültür ve Sanat Sohbetleri” 2025 yılına, hem damağımıza hem de dimağımıza şenlik bir sohbetle başladı.
“Ermeni göç tarihindeki en büyük, dünyanın da fazla Ermeni nüfusuna sahip şehri, önceleri Bizantion (Bizans) adını taşıyan İstanbul olmuştur.”
313 yılında Roma İmparatoru I. Konstantin ile Licinius’un Milano’da buluşmasının ardından taraflar, Hristiyanlara karşı tolerans politikası izlenmesi kararı aldı.
Ara Dinkjian ve İstos Korosu, 28 Eylül Pazar, Moda Sahnesi’nde müzikseverlerle buluştu.
Yeniköy Panayia Rum Ortodoks Kilisesi Vakfının düzenlediği 6. Theotokia Kültür Festivali, Eylül ayında da yoğun ilgiyle izlendi.
Bir dönem medeniyetlerin buluşma noktası olan bu topraklarda hüküm sürmüş uygarlıkların izlerini görmek hepimizi etkiledi.
İstanbullu Rumlar, 1964 yılında ceplerinde 20 Dolar, ellerinde 20 kiloluk valizlerle tüm yaşamlarını geçirdikleri ülkeden koparılıp bilinmez bir yolculuğa çıkarıldı.
Kültürel mirası korumanın en iyi yolu onu duyurmak ve ona erişebilmeyi kolaylaştırmaktır.
Dünya Anıtlar Fonu (World Monuments Fund) tarafından düzenlenen “Watch Day” etkinliği kapsamında, Antakya Rum Ortodoks Kilisesi’nin avlusunda çok özel bir buluşma gerçekleşti.
Huys Farkındalık Buluşmaları, toplumun engelli bireylere bakışını, alan tanımayan duruşunu sorgulamak ve özel gereksinimli çocuklar ve bireyler başta olmak üzere, her kesimden insan için erişilebilir, kapsayıcı ve birlikte yaşanabilir bir toplum hayaliyle başlatıldı.
Belge, tek başına tarihi bir gerçek değildir, ancak tarihi kaleme almak isteyenler için en önemli araçtır.
Dr. Berken Döner moderatörlüğünde, tarihçi Hanriet Basoğlu’nun konuşmacılığını üstlendiği söyleşinin konusu “Geçmişten Günümüze Kuzguncuk” idi.
Sinemanın akla gelebilecek her alanında yer alan, oyuncu, yönetmen, senarist ve yapımcı olarak ayrı koltuklarda oturup her koltuğu da hakkını vererek dolduran Vuslat Saraçoğlu, bu ayki konuğum.
Her yıl Meryem Ana’ya ithafen düzenlenen Theotokia Kültür Festivali’nin altıncısı, 4 Ağustos’ta, Ekümenik Patrik Bartholomeos’un riyasetinde akşam duası ile başladı.
“İkindi vaktinde” veya “ikindiye ait” anlamına gelen Apoyevmatini, 12 Temmuz 1925 tarihinde günlük gazete olarak kuruldu.
Meryem Ana’ya ithafen düzenlenen Theotokia Kültür festivali, Ağustos ve Eylül ayına yayılan etkinlikleriyle, her sene Yeniköy’de bir şenlik havası estiriyor.
18. İstanbul Bienali sürerken, reklam panolarında yer alan “Üç Ayaklı Kedi” ile her göz göze geldiğimde, yaşadığım ülkenin ve yaşamın aksak yönlerini düşünürken buldum kendimi.
Ortodoks mimarisinin tarihi eserleri arasında yer alan Vlahsaray Panayia Paramithia Rum Ortodoks Kilisesi bir ilke ev sahipliği yaptı.
Fener Vlahsaray Panagia Paramithia Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı, 2025 yılı söyleşilerine çok değerli konular ve konuklarla başladı.
Mitoloji ve sanatta önemli bir yere sahip olan Yunuslar, günümüzde varlığını sürdüren pek çok ülke ve ulusun da sembollerinden biridir.
Hakikat nedir? Gerçek ve öz sözcükleri ile eş anlamlı olan bu kelime kimsenin inkar edemeyeceği mutlak doğrudur.
Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde yaşanan katliamın üzerinden 31 sene geçti.
70 senelik foto muhabirliği kariyerinde sayısız İstanbul manzarasını dağarcığımıza kazıyan, namıdiğer “İstanbul’un Gözü” Ara Güler, “Kumkapı Balıkçıları”
Kültür Bavulu sosyal medya hesabı ve bu hesabın sahibi Arkeolog ve Müze Eğitmeni Yeliz Çetindağ ile tanışıklığım tamamen tesadüf eseri...
Burcu Çimen ve Didem Yazıcı küratörlüğünde Yapı Kredi Kültür Sanat tarafından açılan, 11 Ağustos 2024 tarihine kadar sürecek “Bugünü Resmetmek” sergisi
Anadolu Yakası’nın güzide renklerini barındıran Kuzguncuk semti, neden aramaksızın ziyaret edebileceğim, nostaljik bir kaçış noktası benim için.
Tablo restorasyonu ve konservasyonu konularında uzman arkadaşım Zeynep Muazzez Gökçaylar’ın, Nisan 2024’de hayata geçirdiği Stüdyo Altı’nın Mayıs ayı konuğu, yazar Silva Özyerli’ydi.
Hafıza, yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücüdür.
İstanbul’un nabzının attığı İstiklal Caddesi üzerinde, barok stilin heybetli bir örneği Sismanoglio Megaro binası, bugünlerde Robert McCabe’in “Taştaki Şiir” sergisine ev sahipliği yapıyor.
Kuzguncuk Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi, “Kültür ve Sanat Sohbetleri” başlığı altında başlattığı söyleşiler
2012 yılında İstos Film ve akabinde İstos Sahne hayat buldu. Yayınevi, Yunanca dili, müzik ve dans atölyeleriyle kuruluşundan bugüne kültürü görünür kılmayı başardı.
